Yürüyorsun
Arkanda bıraktıkların arkanda kalmıyor ama sen arkana bakmadan yürüyorsun
Köşe başındaki sokak çalgıcısı ve onun çaldığı bir mızıka ezgisi
Senin bilinçaltının köşe başlarına yerleşke kurmuş onlar, Küçük birer senfoni olmuşlar:
Gürültüden mi kaçıyorsun: üzgünüm, kaçacak yerin yok!
Bir bozukluk fırlatmıştın mızıkacının yanındaki boş karton kutuya, acımıştın
Bir vicdan orgazmı yaşadın kim bilir, seninkisi bir ego mastürbasyonu belki de
Ve her gün içinde dilenen ve haykıran umutlarını muhtemelen çinko ve bakırdan yapılmış bozuk paralarla susturuyorsun... Sen kendi kendinin dilencisisin
Kendini bastırdıkça da öyle kalmaya mahkûmsun
Evet, yaşamdan mucize dileniyorsun, monoton geçen hayatın ve küçük burjuva bunalımların seni adi bir dilenci haline getirmiş zaten
Bazen taş plak döneminde çıkmış şarkılardan birini i pod unun küçük tekerleğini döndüre döndüre son seste dinlemek rahatlatıyor seni
Geçmiş zamanın kölesi oluyorsun
Eski mutlulukları küçük mekanize cihazlara sokuşturuyor ve mutlu oluyorsun...
21 asrın tüm pisliğini, katliamlarını ve zulmünü sırtında taşıyan modern zamanların yabancılaşmış insanı, körleşmişsin
Ama seninki sinin tedavisi yok
Doğuştan kör biri bile, hepimizin göremediği gerçekleri görebiliyorsa, benimkinin nasıl tedavisi olmaz diyorsun.
Çünkü sen kendi elinle teslim etmişsin düşüncelerini; reklâmlarla, piyasa eğlenceleriyle, burjuvazi ihtişamlarıyla oltaya takılmış küçük karabalık gibisin, ama kurtuluşun da yok
Sen hala oltanın çengelindeki küçük solucanı yemekle uğraşmaktasın çünkü
Uçurumla flört ettiğinin bile farkında değilsin, üzgünüm, karakalem çizilen bir resmin iki defter arasında kalıp silikleşmekte olan yüzüsün sen
Ama ben bir şey yapmadım ki diye mırıldandığını duyar gibiyim, evet bir şey yapmadın, zaten en büyük yanlışın da bu
Karşına sınavlar çıkardılar, düşüncelerinden uzaklaşasın diye; karşına oyunlar çıkardılar, sarhoşluğun dertlerini unuttursun diye ama üzgünüm, karşına ayna çıkarmadılar ki kendi halini göresin ve çıkarmayacaklar da
Ama doğruyu söyle, her su birikintisine tepeden baktığında gördüğün siluet de seni ürküttü, kendinden korktun
Koşar adımlarla uzaklaştın kuduz bir köpekmişçesine
Herkesin her şeyleştiği ve her şeyin herkesleştiği küçük dönüşümlerin ortasında kalan masum kişi
Sen de nasibini alıyorsun değil mi fırtınadan ve sanırım sana da bir maske dağıtıyorlar rolünü oynaman için
Bravo rolünde harikasın, her gün için ayrı bir yüz ifaden ve ayrı gülümsemen, sinirlenmen ve ağlamanla sen bir panayır gibisin
Tek kişilik dev kadrosun, ama üzgünüm, yalnızsın ve bir kelime cambazının dediği gibi yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz
Yani senin ve diğer insancıkların haftalık doğaçlamaları sonucunda hepimizin elinde kocaman bir yalnızlık kalıyor
İkramiyenizi doya doya kullanınız
Ve küçük bir polyanna portatifiysen eğer, yani fazla iyimsersen, yaşasın eşitlik diyeceksin
Evet, güzel arkadaşım, eşitlik üç renkli ülke bayraklarının bir rengini temsil edecek kadar dar değil ve evet karanlıkta herkes biraz zenci olabilir ama zenciler birbirine benzemez
Aramızdan birileri kör karanlıklardan sıyrılıp mumdan saraylar yapmış kendilerine ve onun ışığında soylu bir beyaz oluvermiş, şaşırma
Ancak o oda erimiş mumlar altında kalıp küçük bir heykelcik olacak sonunda
O kendi fitilini şimdiden yakmış zaten
Ve üzgünüm, umutlarımızın da son kullanma tarihi tükenmiş sanki
Bizlere düşen de hayattan umut dilenen küçük kaldırım fahişeleri olmak olmuş
En iyi ihtimalle de sokaklarda mızıka çalan çocuksun ve hatırlatmakta yarar var, sen de bir dilencisin. Küçük kavram karmaşalarıyla boğmak istemem seni ve biraz olsun düşündürebildiysem ne mutlu bana
Hoşça kal kardeşim














Comments
--
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
--
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
--
el sol se está levantando en mí
--
Ezgi Aksoy
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
--
Jin Jiyan azadi.
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
Tüketilemeyen, son kullanma tarihi olmayan tek olgu, 'umut' olmalı!, olmalı..
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
Previous Page12Next Page