.Ve umut kızıla çalıyordu,
Haziranda ölmek zordu,
Kavgadan vazgeçmekse çok zordu
Cılız bir slogan sesiyle yırtıldı sessizlik
Perdeler açıldı,
Kaldırım taşları, sigara izmaritleri, yırtılmış pankart çarşaflarıyla
Haziran sıcağıyla,
İstanbul sahnede duruyordu
Binlerce insanın aynı umuda yönelmesi gibi, günebakan misali,umuda dair şarkılar sokaklarda yankılanıyordu
Melodik haykırışlar, özgürlük diyordu, direniş diyordu,
Ve umut kızıla çalıyordu
Korktular küçük beyler, beyefendiler bu haykırışların sokaklardaki yankısından,
Korktular Her şey den bir azına sahip olamamaktan, umudu satın alamamaktan
Beş paralık onurları, sinsi gölgeleri, korkuları, baskıları ve insana düşman neleri varsa yüklediler kâğıttan gemilerine, kaçtılar
Ve 15 ini 16 sına bağlayan gecenin kara çarşafları yırtıldı güneşin aydınlığıyla,
Ne olursa olsun, umut kızıla çalıyordu
Koşuşturan insanları, oyunlar oynayan çocuklarıyla bu şehrin sokakları, onun adıyla yankılanıyordu
En Büyük sevdamız; ekmeğimiz, canımız; kavgamız
Ve bu drama, izleyenlerin de katılımıyla, büyüyor büyüyordu
Umut kızıla çalıyordu














Comments
--
nihil
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
--
nihil
--
"The world is a fine place and worth fighting for." I agree with the second part...
--
------
''Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. ''
--
Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım
Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil
Zulmün önünde dimdik tut onurunu
Sevginin önünde eğil kızım
Ataol Behramoğlu
--
el sol se está levantando en mí
--
Ezgi Aksoy
bu 68 fransasının sloganını hatırlattı bana
--
YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE
NAZIM HİKMET RAN
[link]
Previous Page12Next Page